Eyl 06
Belirli periyotlarla dünyanın kutup bölgelerinin kaydığı şeklinde düşünceler bulunmakta. Bazı araştırmalar da bu düşünceyi destekliyor. (Örn: Kutup bölgelerinde bulunan ağaç fosilleri, Yukon (Yukatat) [Daha önceki kuzey kutbunun bulunduğu bölge olduğu düşünülüyor.] bölgesinde bulunan yoğun buzul ve felaket izleri gibi)
Diğer kutup değişim periyotları göz önüne alındığında 2012 yılı, yine bu düşünceye göre Kutup değişiminin gerçekleşmesi için en uygun tarih olarak nitelendiriliyor.
Kutup değişiminin gerçekleşmesini nedeni olarak, dünya merkezinde yer alan ve magma denizinde yüzen demir çekirdeğin belirli periyotlar içinde yer değiştirmesiyle kutup polaritesini kaydırması gösteriliyor.
Bu değişim sonucunda dünyamız, geoit yapısına ulaşmak için bir süreçten geçiyor, bu süreç içinde büyük depremler ve tufanlar gibi felaketlerin olması ön görülüyor.
İlginç bir bilgi: Eski uygarlıkların ilginç merkezlerinin tümü, önceki kutup kayması dönemindeki ekvator olduğu hesaplanan hat çevresinde konumlanmış durumda. Örn: Piramitler, Paskalya adası, Nazca, Persepolis, Petra, Siwa, Angkor… Ayrıca Amazon nehri de çok ilginç bir şekilde bu hattı bir çizgi gibi takip eder. (Google Earth ile incelemenizi tavsiye ederim.)
Kutup kayması periyotlarını, kadim uygarlıklar da hesaplamış ve bunun kayıtlarını tutmuş ve 2012 yılını işaret etmiş olabilirler mi? Mayalar takvimleri ile bunu mu gösterdiler? Nazca uygarlıkları, eski ekvator bölgesini mi işaretlemek istediler?
Ağu 30
Güncel insan (Homo-sapiens) için bulunmuş en eski örnek bundan 130.000 yıl öncesine dayanmaktadır. En azından 130.000 yıllık insanlık tarihi içerisinde uygarlığın ilk kez günümüz kadar yüksek bir seviyeye ulaştığını düşünmek mantıklı mıdır? Tüm insanlık sadece son 3600 yıl, hatta son 150 yıl içinde mi gelişim gösterdi? Günümüze gelene kadar hiç mi dünyamızın başına büyük global felaketler gelmedi? Hiç mi yüksek uygarlık seviyelerine ulaşmış uygarlıklar dünya yüzeyinden silinmedi?
Burada önemli bir nokta; uygarlığın gelişmesini sadece teknoloji alanında düşünülmemelidir. Bizim uygarlığımızın (son 3600 yıllık dönem) gelişimi, (kaderin dizaynı sonucu) yoğun olarak teknoloji alanında olmuş olabilir. Ama daha önceki dünya uygarlıkları şuan bizim hayal edemeyeceğimiz bir uygarlık seviyesine ulaşmış olamaz mı?
Düşünün; 2012 yılında Maya’ların öngördüğü gibi gerçekten global bir felaket olduğunu, geriye sadece 2 – 3 bin insanın kaldığını, zorlu şartlar altında yeni bir medeniyet kurulduğunu… Siz de hayatta kalan azınlık arasında olsanız, yerle bir olmuş dünyada (tabii ki teknolojik aletler çalışmayacaktır) hayatta kalmaya ve yeni nesiller üretmeye çalışacaksınız. Uygarlığınızın ulaştığı seviyeyi torunlarınıza anlatacaksınız. Onlar için tüm bunlar zamanla bir mitoloji halini alacak. 3600 yıl sonra nesliniz, bugünkü teknolojiden, uygarlık bilgilerinden ufak ipuçları bulsa bile bunları nasıl değerlendirecek. “İnternet” yada “TV” kelimesi onlar için ne ifade edecek. Mitolojik bir tanrı olduğunu bile düşünebilirler. Milyonlarca yazılı kitap, video kayıtları hatta, internet üzerinde birikmiş sınırsız sanal bilgiden o nesile neler kalacak?
Siz, çocuklarınıza önceki yaşam şartlarınızı anlattığınız gibi bu felaketin belirli periyotlarla ortaya çıktığını da anlatacaksınız. Zaten bu bilgi üzerinde kendi aranızda da tartışacaksınız. Ortaya bir bilgi çıkaracaksınız. Kendi çapınızda astronomik gözlemler yapacaksınız. Felaketin ortaya çıkma periyotları nesiller boyunca anlaşılmaya çalışacak. Tıpkı bundan 3600 yıl önce tüm dünyada bir anda uygarlığın gelişim göstermeye başlaması gibi. Bu yeni uygarlıklar, Amerika’da, Çin’de, Avrupa’da birbirlerinden bağımsız ve habersiz gelişmeler göstermeye başlayacak, büyük ihtimalle, bizim uygarlığımızda ki gibi kendi liderlerini belirleyecekler. Bilgiyi ne kadar korumaya çalışsalar da kendi yorumlarını katarak tüm bu bilgiyi mitoloji olarak oluşturacak, kendi inanç sitemlerini geliştirecekler. Bu inanç sitemleri belki de tüm eski çağ toplumlarında olduğu gibi (örn. İskenderiye) bu bilgileri itina ile yok edecekler.
Zamanı geldiğinde, yani 5673* yılına gelindiğinde, felaketle (Marduk yada Foton Kuşağı) karşılaşmaya başladıklarında, çok az kişi bu periyodik felaketlerin gerçekliğini savunacak. Çoğu hurafe diyecek, büyük bir çoğunluğunun da haberi bile olmayacak.
* 5673 yılı = 2012+3661 (felaketlerin periyodu).
Ağu 29
Foton Kuşağı; ilk olarak İngiliz astronom Edmund Halley (1656-1742) tarafından Pleiades takımyıldızlarını kuşatan gazımsı bir kuşak olarak gözlenmişti. (Vikipedi sayfasını araştırdığımızda Foton kemerinin halen orada durduğunu görüyoruz.)
Bazı kaynaklarda ise; Foton kuşağının, galaksimizin merkezinde oluşmuş bir kara deliğin içine çekilen yıldız sistemlerinin artığı olarak oluştuğunu ve galaksimizi çevrelediği bilgisine ulaşıyoruz.
Foton kuşağına gezegenimizin girişi ile ilgili de ortaya atılan tarih: 21 Aralık 2012. Tıpkı Marduk senaryosu gibi.
Dünya Foton Kuşağına girdiğinde ne olacak?
Çeşitli öngörülere göre;
- İlk girdiğimiz 5-6 gün boyunca zifiri karanlık sürecek.
- Elektrikli araçlar çalışmaz hale gelecek.
- Sonrasında, Foton kuşağı içinde bulunacağımız yaklaşık 2000 yıl boyunca sürekli aydınlık içinde bulunacağız.
- Canlıların DNA yapıları değişecek (2 sarmallı yapıdan, 12 sarmallı yapıya değişim geçirilecek.)
- Çakralarımız açılacak.
- Telepati yeteneğimiz gelişecek.
- 2000 yıl kadar sürecek mutluluk döneminde olacağız.
Tüm bu güzel değişimlerin aslında her 11.000 yılda bir yaşandığı ileri sürülüyor.
Mantıklı mı? – Hurafe mi? karar sizin…

Foton Kuşağı
Ağu 28
Marduk; Babil tanrılarından biri. Babil mitolojisinin bir parçası. Bu mitolojik öğe aslında tüm eski uygarlıklarda mevcut. Mısır, Hint, Çin, Maya, Aztek, Türk, Roma, Yunan, İskandinav vb. mitolojilerinin hepsinde, aynı dönemlerde, çok benzer mitolojik öğeler bulunuyor. Tüm bunların aslında mitoloji değil de günümüze kadar kulaktan kulağa anlatılarak gelen ve tam manalarını yitiren gerçek hikayeler olduğunu düşünülmekte.
Marduk bir gezegen. 3661 yılda bir Güneş çevresindeki yörüngesini tamamlıyor. Bu geniş ve uzun yörüngesinin bir kısmında bizim Güneş sistemimize giriyor ve her girişinde tüm güneş sistemini etkileyen uzun dönemlere yayılan (örn. 100 yıl.) felaketlere yol açıyor. Bundan önceki gelişinde (MÖ 1649) Ege denizindeki Thera yanardağının patlamasını da içeren bir dizi felaketlere yol açtı. Güneş sisteminde de köklü değişiklikler oluştu. Mesela; Mars ve Jupiter arasında bulunan Astroid kuşağı, bir gezegenin (Muhtemelen Tiamat) Marduk ile çarpışması sonucunda oluştu.
Maya, Aztek ve İnka gibi okyanus ötesi uygarlıkların, Quetzalcoatl ve Viracocha efsaneleri yine Marduk ve Venüs’ün çarpışma sahnesini anlattığına dair görüşler de var. Anka kuşu, Phoenix ve Simurg kuşu (Küllerinden doğan kuş) da çeşitli uygarlıklarda Venüs gezegeninin Marduk ile çarpışması sonucu başına gelenleri anlatıyor. Mayalılar da bu gezegenin yörüngesine uygun olarak dünya çağlarını gösteren Maya Takvimini oluşturmuşlar. Benzer bir takvim sistemi Sümerler’de de mevcut.
Senaryomuza dönecek olursak; 21 Aralık 2012 tarihinde Dev Kırmızı Marduk gezegeni Güneş Sistemimize girecek ve içinde bulunduğumuz Dünya Çağının bitmesine neden olacak.
Maya takvimi, daha önceki tüm Marduk geçişlerini birer dönem olarak göstermiş. Ancak bu dönemin bitiminden sonra Maya takvimi son buluyor. Aceba önceki geçişinde Venüs‘ün başına gelenlerin, bu sefer Dünya‘mızın başına geleceğini Mayalar o dönemde hesaplamış olabililer mi?
Son Yorumlar